Emine Geçtan Galeri KalemKelâmFırça İletişim
TR EN AR
 
 
 
HAT SANATI

Alime sormuşlar:

- Efendim! En iyi neyi bilirsiniz?

Alim kişi cevap vermiş:

- Haddimi bilirim.

Hattı bilmek, haddini bilmektir. Haddini bilen kendini bilir, kendini bilen rabbini bilir.

Hat, Arapça bir kelimedir. Sözlükte “ince, uzun doğru yol, birçok noktaların birbirine bitişerek sıralanmasından meydâna gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı” gibi anlamlara gelir. Bu kelime, özellikle İslâm kültüründe, yazı ve güzel yazı (hüsnü’l-hat, el-hattu’l-hasen) mânâlarında kullanılmıştır. Hüsn-i hat, estetik kurallara bağlı kalarak, ölçülü, güzel yazma sanatıdır; fakat yalnız İslâm yazıları için kullanılan bir tâbirdir. Geniş bir coğrafyaya sahip olan İslam uygarlığının yazı dili Arap yazısıdır. Sanatkârına verilen en eski lâkab kâtip, muharrir ve verrak kelimeleridir. Tahminen 10. asırdan sonra hattat denilmiştir.1

Kaynaklarda genellikle “cismanî aletlerle meydana getirilen ruhanî bir hendesedir” şeklinde tarif edilen hat sanatı, bu tarife uygun bir estetik anlayış çerçevesinde yüzyıllar boyunca gelişerek süregelmiştir.2

Söz uçar, yazı kalır. (Verba volant, scripta manent.)*

*Eski latin özdeyişi

YAZI ÇEŞİTLERİ

 İslam yazılarındaki güzellik, fiziki ve manevi ahengin sonucudur. Yazıda maddi ahenk; tenasüp ve terkip ile de ifade edilir. Tenasüp, kalem kalınlığına göre harf bünyelerinin en ve boyları ile incelik ve kalınlıkları arasındaki uygunluktur. Bu ölçü yazıda kullanılan kalemin kalınlığı ile yani nokta ile tayin edilir. Harflerin diğer harflerle olan nisbeti, aralıkları, çekilişleri, bitişmelerindeki eğrilerin incelik ve kalınlıklarındaki uyum, kelimelerin satır nizamındaki duruşları. oturuşları, satıra olan meyilleri, cereyanı, dik hatlardaki ritim ve sayfaların düzeni, kağıdın rengi ve mürekkebin tonu gibi hususlar yazının maddi ahengini ve güzelliğini meydana getirir.

Celi kompozisyonlarda tenasüple beraber terkip ve istif de aranan önemli sanat unsurudur. Hattatların iradi ve şuurlu olarak uzun müddet denemelerden sonra meydana getirdikleri eserler istif halinde olanlardır. istif ekseriya aşağıdan yukarıya doğru yahut bir satır halinde geometrik veya serbest bir satıhta harflerin ve kelimelerin göze hoş gelecek şekilde kompoze edilmesidir. Terkip, harf ve kelimelerin gelişigüzel bir araya getirilmesi. üst üste yığılması veya çizip taklit etmek suretiyle resmedilmesi değil, hattatın estetik kaidelere uygun bir şekilde ustalıkla kalemini yürütmesidir.

Hamit Aytaç'a ait hutut-i mütenevvia
Hamit Aytaç'a ait hutut-i mütenevvia

KUFİ

İslam’ın doğuşundan itibaren 10. yüzyıla kadar bilhassa Mushaf kitabetinde kullanılan İslam yazılarına ve onun mimari eserlerin kitabe ve tezyinatında kullanılan celi şekline verilen isimdir.

Vecra dağında kufi hattıyla taşa hakkedilmiş M. 699 yılına ait kitabe.
Vecra dağında kufi hattıyla taşa hakkedilmiş M. 699 yılına ait kitabe.

10. yy.’a ait kufi yazılı seramik tabak.
10. yy.’a ait kufi yazılı seramik tabak. Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 23.

CAHİLİYE DÖNEMİ KUFİSİ (CEZM): En fazla işlendiği bölgeye nisbetle Enbari, Hiri gibi isimler alan geometrik, dik ve köşeli yazı.3

Cezm yazı örneği.
Cezm yazı örneği.

ASR-I SAADET KUFİSİ (MEKKİ, MEDENİ): Hz. Peygamber döneminde Mekke ve Medine’de yaygın olarak kullanılan, mushafların yazıldığı Arap yazısıdır.

Kufi hattıyla yazılmış Kuran-ı Kerim’den bir sayfa.
Kufi hattıyla yazılmış Kuran-ı Kerim’den bir sayfa. Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 23.

CELİ KUFİ: Emevi ve Abbasiler döneminde Mushaf dışında dini, askeri ve sivil binaların kitabeleriyle mezar ve menzil kitabelerinde, oymak ve kabartmak suretiyle sert maddeler üzerine hakkedilen celi şekli gelişmiş, böylece kufi yazı hem binanın süsü hem de medeniyetin tesciline vasıta olmuştur.

Kurtuba Ulu camii mihrabındaki kufi yazılar.
Kurtuba Ulu camii mihrabındaki kufi yazılar. Endülüs Emevileri mimarisi, 786, İspanya.

TEZYİNİ VE ÇİÇEKLİ KUFİ: Kûfînin celî şekli daha tezyinî bir mahiyet kazanmış, harflerin uçları ve yazı boşlukları yaprak kıvrımları stilize çiçek ve hayvan motifleriyle bezenmiştir.

Muhammed Mandi’ye ait tezyini kufi besmele.
Muhammed Mandi’ye ait tezyini kufi besmele. 21. yy.

ÖRGÜLÜ KUFİ: Celi kufi yazıda dekoratif gelişmeler gittikçe zenginleşerek yeni şekiller oluşmuş, elif ve lam gibi dik harfler hatta kelimeler dahi örülerek kufinin bu tarzı ortaya çıkmıştır.

Zengibar camii örgülü kufi yazılarından detay.
Zengibar camii örgülü kufi yazılarından detay.

EL-KUFİYYܒL-MURABBA (MA’KILİ, BENNAİ, SATRANCİ):  Celi kufinin bu şekli sade, bütün harfleri köşeli ve geometriktir. Mimaride bir süsleme unsuru olarak günümüze kadar kullanılmıştır. Bu tarzın mimaride sırlı ve sırsız tuğlalarla şekillendirilmiş çok güzel örnekleri İran, Orta Asya, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde yer almıştır.4 Bu kufi tarzına ma’kıli denmesiyle ilgili farklı görüşler vardır. Bu görüşlerden birine göre Araplar, Hicaz’da İslam’dan önce ma’kıli adında bir yazı kullanmışlardır. Halbuki muteber ana kaynaklarda bu görüşü teyit eden bir söz yoktur. Bazıları da bu yazıyı ma’kıl adlı bir yere nispet etmişlerse de böyle bir yer adı da malum değildir. Lügatte ma’kıl kelimesi kale, sığınılacak yer ve yüksek dağ manasınadır. Eğer harfleri ve kelimeleri, kaleye ve burçlarına benzetirsek o zaman ma’kıl sözünü benimsemek gerekir. Bu yazıyı okunması bakımından kolay, mutavassıt, ve müşkil olmak üzere üçe ayırmak mümkündür. Birincisinde harfler serbestçe birbirini takip eder ve arada ilave çizgiler bulunabilir. İkincisinde harfler arasında muayyen bir ölçü bulunur ve ilave çizgiler bulunmaz. Üçüncüsünde ise yazı zemine o şekilde yerleştirilir ki harflerin hem siyah hem de beyaz kısımları (veya harflerin kendileri ile aralarındaki boşluklar) okunur.5

İsfahan Cuma camiinin taç kapısındaki satrançlı kufi yazılar. Selçuklu camii.
İsfahan Cuma camiinin taç kapısındaki satrançlı kufi yazılar. Selçuklu camii, 1121, İran.

Beyşehir Eşrefoğlu camii minberindeki satrançlı kufi pano. Selçuklu mimarisi, 1299, Konya.
Beyşehir Eşrefoğlu camii minberindeki satrançlı kufi pano. Selçuklu mimarisi, 1299, Konya.

AKLAM-I SİTTE

MUHAKKAK: Kalem kalınlığı sülüs hat kadardır. Harflerin büyüklüğü sülüs hatta göre daha fazladır. Hatlar genellikle düz, daha az yuvarlak ve geniştir. Büyük boy Kur’an-ı Kerimler’in yazımında ve binalardaki celi yazılarda kullanılmıştır.

REYHANİ: Muhakkak yazı karakterinde ancak nesih gibi ince ve küçük yazılan bir yazıdır. Kitap sanatlarında ve Kur’an kitabetinde kullanılmıştır. Nesih yazıya göre bazı harfleri daha büyük ve genişçedir. Muhakkak ve reyhani yazılar çok eskilere dayanan bir gelişime sahiptir.

Şeyh Hamdullah Efendi murakkaından muhakkak-reyhani kıta. İÜ Ktp., AY, nr. 6485
Şeyh Hamdullah Efendi murakkaından muhakkak-reyhani kıta. İÜ Ktp., AY, nr. 6485

SÜLÜS: Hat çeşitleri içinde en eski ve en çok işlenmiş olan yazı cinsi olarak dikkati çeker. Gelişimini Şeyh Hamdullah’ın elinde tamamlamış bir yazı türüdür. Geleneksel yazı öğretimine sülüs hat yazmakla başlanır; Ümmü’l hutut olarak kabul edilir ve İslam dünyasının en çok tanınan yazısıdır. Şeyh Hamdullah ile bu yazı türünde harflerin bünyeleri iyice belirlenmiş, açık ve yumuşak bir hale gelmiştir. Genellikle ağzı 2,5-3 mm. genişliğinde, kamış kalemle yazılır. Nesihle beraber kıtalarda beyit, kaside yazımında, Yakut tarzındaki Kur’anlar’ın yazılmasında, yaygın olarak kullanılmıştır.

Sami Efendi'nin celi sülüs levhası.
Sami Efendi'nin celi sülüs levhası. Süleyman Berk arşivi

İstif yapılırken çoğunlukla aşağıdan yukarıya doğru iki üç katlı bir sıralama takip edilir. Nâdir olarak yukarıdan aşağıya tertiplere de rastlanır. İstif yapılırken okunuş sırasına göre önce gelmesi gereken harf sonra gelmesi gereken harfle yer değiştirmiş olursa bu yazının “teşrifatı bozuk” demektir. Kelime ve harfler yerli yerinde ise yazının “teşrifatı yerinde”dir; bir başka deyişle takdim ve tehire riayet olunmuştur.

NESİH: 9. ve 10. yüzyıllarda Abbasi Halifeleri’nin himayesinde gelişen yazı çeşitlerinden doğan nesih hat, Yakut tarafından geliştirilmişti. Şeyh Hamdullah yaptığı çalışmalar sonucunda bu yazı çeşidi üzerindeki en önemli gelişimi sağlamıştı. 16. yüzyıldan itibaren Kur’an ve diğer kitapların yazımında en çok nesih hat kullanıldı.

Mehmet Özçay’a ait nesih yazı.
Mehmet Özçay’a ait nesih yazı.

TEVKI : Hükümdarlara ait belgelerde kullanılan bir yazı çeşididir. Osmanlılarda 15. yüzyıl sonlarına kadar bu amaçla kullanılmıştır. Kalem kalınlığı sülüs hatta yakındır. Harflerin yarısı düz yarısı yuvarlaktır. Bu yazı türünde harfler ve kelimeler kimi zaman birbirlerine mümkün olduğunca yaklaşık yazılır.

RİKA’: Tevki yazının küçüğü ve ince kalemle yazılanıdır. Çeşitli belgeler ve mektupların yazılmasında kullanılmıştır. Sonraları Rika‘ daha cazip bir üslûba bürünerek “hatt-ı icâze” adıyla bilhassa hattat imzalarında ve icâzetnâmelerinde yer almış, tevki‘ ise pek ender kullanılmıştır.

Şeyh Hamdullah'ın bir satır tevki' üç satır rika' hattıyla yazdığı kıta.
Şeyh Hamdullah'ın bir satır tevki' üç satır rika' hattıyla yazdığı kıta. TSMK, Emanet Hazinesi, nr. 2084

DİĞER YAZILAR

TALİK: Sözlükte “asılmak, askıya alınmak” anlamındaki ta‘lîk, İran’da tevki‘ ve rika‘ yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşididir. Erken dönemden başlayarak İslâm devlet teşkilâtında, divanlarda kalem ağzı 2-3 mm. olan tevki‘ hattıyla kısa, kalem ağzı 1 mm. olan rika‘ ile uzun metinler yazılırdı. Bu yazıların İran’da ve İran’ın doğusundaki ülkelerde geçirdiği değişiklik sonucu ortaya çıkan yeni üslûba ta‘lik adı verilmiştir.

Hulusi Efendi'nin celi ta'lik levhası. Cenap Yazansoy koleksiyonu
Hulusi Efendi'nin celi ta'lik levhası. Cenap Yazansoy koleksiyonu

DİVANİ: İran’da resmî yazışmalarda kullanılan kadîm ta‘lik hattı Osmanlılar’a Akkoyunlular yoluyla XV. yüzyılda gelmiş ve kısa zamanda büyük bir şekil değişikliği geçirerek Dîvân-ı Hümâyun’daki resmî yazışmalar için kullanılmaya başlanmış, bu sebeple “divanî” adını almıştır. Harekesiz yazılan divanînin XVI. asırda İstanbul’da doğan harekeli, süslü ve haşmetli şekline “celî divanî” adı verilmiş, bu da devletin üst seviyedeki yazışmalarında kullanılmıştır.

Hulusi Efendi'nin celi ta'lik levhası. Cenap Yazansoy koleksiyonu
Hulusi Efendi'nin celi ta'lik levhası. Cenap Yazansoy koleksiyonu

RİK’A: Osmanlılar’da günlük yazışmalar için ağzı 1 milimetreyi geçmeyen kamış kalemle yazılan rik‘a hattı kullanılmıştır. 6

Rik’a yazı örneği.
Rik’a yazı örneği.

SİYAKAT: Siyâk kelimesinden siyâkat arşiv belge ve kayıtlarında okunması çok güç, girift, sanat özelliği taşımayan bir eski yazı türüdür.7

Siyakat yazısı ile yazılmış bir belge. Başbakanlık arşivi
Siyakat yazısı ile yazılmış bir belge. Başbakanlık arşivi


  1. Muhittin Serin, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul, 2003, s. 17.
  2. Uğur Derman, “Hat”, DİA, kaynak link: https://islamansiklopedisi.org.tr/hat.
  3. Uğur Derman, “Hat”, https://islamansiklopedisi.org.tr/hat.
  4. Serin, age, s. 69-72.
  5. Alparslan, Hat ve Tezhip Sanatı, s. 30.
  6. Uğur Derman, “Hat”, https://islamansiklopedisi.org.tr/hat.
  7. Muhittin Serin, “Siyakat”, https://islamansiklopedisi.org.tr/siyakat.
 
 
KalemKelâmFırça BÖLÜMÜNDEKİ TÜM YAZILAR

Hüsn-i Hat Sanatında Yazı Çeşitleri  Hüsn-i Hat Sanatının Tarihçesi  Osmanlı Dönemi Hattatları  Aritmetik Spiral mi, Logaritmik Spiral mi?

    www.eminegectan.com © 2015 - 2018


Tasarım Korelasyon
Emine Geçtan Facebook HesabıEmine Geçtan Twitter HesabıEmine Geçtan Pinterest HesabıEmine Geçtan Tumblr HesabıEmine Geçtan Instagram HesabıEmine Geçtan Youtube Hesabı